Fonksiyonel Tıp

Dr. Ferda Ayhan Yalçın

Atölye İçeriği

Modern tıbbın ileri derecede branşlaşmasının olumlu yönleri olduğu gibi, bedeni bir bütün olarak algılamaktan giderek uzaklaşması gibi bir sorun da var. Günümüzde bireyler var olan şikayetleri için, o işin uzmanına yöneliyor. Örneğin; kişi tiroit sorunu için endokrinoloğa, depresyonu için psikiyatriste, egzaması için dermatoloğa, çarpıntısı için kardiyoloğa, vücut ağrıları için fizik tedavi uzmanına başvurup, her bir uzmandan branşına uyan ve hastanın şikayetleri hissetmemesini sağlayacak bir reçeteyle ayrılıyor. Oysa fonksiyonel tıp, hastanın var olan şikayetlerinin kök sebeplerini araştırıyor. Kişiyi bugüne getiren biyolojik sistemlerdeki aksaklıkları düzelterek, sorunları temelden çözmeyi hedefliyor.

1992 Çapa Tıp Fakültesi mezunu. Sağlık Bakanlığına bağlı olarak 10 yıl hekimlik yaptıktan sonra, farma sektöründe çalışmaya başladı. Bu dönemde, beslenme ve yaşam tarzının hayatımızda ne kadar önemli olduğu konusunda bir uyanış yaşadı. Araştırmaları sırasında, yepyeni bir sağlık hizmeti alanı olan sağlık koçluğunu keşfetti ve Amerika'da New York merkezli Institute for Integrative Nutrition (IIN) isimli kuruluştan "Sağlık Koçluğu" eğitimini aldı ve bu eğitim sırasında da "Fonksiyonel Tıp" kavramını öğrendi. Ardından Kasım 2020'de, yine Amerika merkezli Institute For Functional Medicine (IFM) 'den Fonksiyonel Tıp Uygulayıcısı sertifikasını almaya hak kazandı. Şu anda ülkemizde bu değerli sertifikaya sahip olan 5-6 hekimden biri. 2016 yılından bu yana kendi ofisinde önleyici, kök sebepleri bulmaya yönelik ve birey odaklı bir yaklaşımla hizmet veriyor. Yıllara dayanan homeopati, fitoterapi, aromaterapi, apiterapi, ozon tedavisi gibi eğitimleri ile birlikte, hekimlikte geldiği bu noktada her bir danışanı için keyifle fonksiyonel tıp uygulayıcı olarak çalışıyor.

Atölye İçeriği

1
Kayıt ol ücretsiz izle

Fonksiyonel tıp yaklaşımı neden gerekli?

Günümüzde giderek artan kalp hastalıkları, kanser gibi kronik hastalıklara yeni bir gözle bakmanın zamanı geldi. Klasik tıbbın bilimsel araştırmaları sayesinde, insan ömrünün çok uzadığı kabul ediliyor ancak temel bazı işlevler de göz ardı ediliyor. Beslenme ve yaşam tarzının, dünyada en çok ölüme sebep olan bu kronik hastalıkların temelinde yattığını yok sayarak, bu temel sorunu düzeltmeden hastalıkların gelip çatmasını bekliyor, ardından da doktor, hastane, ilaç, sigorta ve diğer sağlık giderlerinin altında eziliyoruz. Fonksiyonel tıp, bu anlamda hem modern tıbbın bütün bilimsel verilerini kullanıp, hem de Asya tıbbının öğretilerini tedaviye entegre eden, hastanın kendi sağlığının sorumluluğunu eline alarak, fonksiyonel tıp öğretisinin kılavuzluğunda var olan şikayetlerinden kurtulması için onu bilgilendiren, güçlendiren bir düşünce şekli. Fonksiyonel tıp yaklaşımında beslenme en temel konumda yer alır. Kişilerin yaşları, cinsiyetleri, aktivite düzeyleri, var olan şikayet ve hastalıklarına uygun beslenme önerileri ve beraberinde yapılan kapsamlı analizlerin sonucuna göre, vücutlarında eksik olan öğelerin beslenme desteği şeklinde yerine konmasıyla tedavide ilk adımlar atılır. Yani beslenme bir tedavi yöntemi olarak kullanılır. Burada hangi besinlerin doğru seçim olacağının belirlenmesinin yanı sıra, nereden alınacağı, nasıl temizleneceği, nasıl pişirileceği, nasıl yenileceği, sindirim sisteminin işleyişi ve özellikle bağırsak işlevlerinin düzene sokulması şeklinde çok kapsamlı ve kişiye özel tartışılması gereken kocaman bir alandan söz ediyoruz.
2
Abonelere özel

Fonksiyonel Tıbbın Bağırsak Sağlığına Bakışı

M.Ö. 460-375 yılları arasında yaşamış olan tıbbın babası Hipokrat, "Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar" demiş. Gerçekten de bağırsakların önemi, her gün sayısı artan bilimsel makaleler ışığında daha da iyi anlaşılıyor. Bağırsaklarımızın yüzey alanı, bir tenis kortunun büyüklüğü kadardır. Bu yüzey alanı, hem besinlerin emilimi için hem bağışıklık sistemi elemanlarının yerleşmesi için çok önemlidir. Toksinlere, antibiyotiklere, ağrı kesicilere, doğum kontrol hapları ve mide koruyucu ilaçlara maruz kalmak, uygun olmayan şekilde beslenmek, bağırsakların bütünlüğünü zaman içerisinde bozar ve geçmemesi gereken büyük parçalar, vücuda dışarıdan giren bakteri toksinleri, hormonlar gibi öğeler direkt olarak kana karışır. Yani bağırsak geçirgen hale gelir. Kana karışan bu maddeler, vücutta hafif düzeyde iltihap oluşmasına sebep olur. Ancak bu durum, kişilerin duyarlılıklarına bağlı olarak, zayıf halka neredeyse gidip orada bir hastalık oluşmasına sebep olur. Kardiyovasküler ve otoimmün hastalıklar, kanser, cilt hastalıkları gibi hastalıklar da bu yolla başlar. Bu sebeple, bağırsak sağlığını temel alan fonksiyonel tıp bakış açısıyla, temelde yatan faktörleri tespit ederek, bunları ortadan kaldırıcı ya da tedavi edici yaklaşımlarda bulunmak, klinik bulguların kökünden çözülmesini sağlar. Fonksiyonel tıpta bağırsak tedavisi yaklaşımı bireye özel olarak 5R yaklaşımıyla tedavi edilir; remove (uzaklaştır), replace (yerine koy), reinoculate (ek), repair (tamir et), rebalance (dengele).
3
Abonelere özel

Arınma Diyeti Nasıl Uygulanır?

Arınma diyeti, genel sağlığımızı korumak için yılda bir ya da iki kere uygulayabileceğimiz bir beslenme programıdır. Fonksiyonel tıp alanında, kronik hastalıklara tedavi yaklaşımında özel bir yere sahip olan arınma diyeti sonrasında, kişinin kendi duyarlılıklarını analiz etmesi sayesinde, bireye özel beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin planlanması da mümkün olur. Daha bu aşamada bile, hastalarda çoğu zaman iyileşmeler başlar. Arınma diyeti aynı zamanda az miktar da olsa kilo vermeye yardımcıdır.
4
Abonelere özel

Covid Sonrası Süregelen Bulgulara Fonksiyonel Tıp Yaklaşımı

Covid-19 enfeksiyonu geçiren çoğu kişide, enfeksiyonun geçmesinden 3 hafta sonra da devam etmek üzere başta yorgunluk ve ağrılar, pıhtılaşma bozuklukları, miyokardit, endotel sorunları gibi kalp damar sistemi problemlerinin yanı sıra, devam eden öksürük, nefes darlığı gibi akciğerleri ilgilendiren çeşitli sorunlar, depresyon ve uyku sorunları gibi bilişsel ve diğer nörolojik sorunların da devam edebildiğini görüyoruz. Bu sorunların temelinde moleküler düzeyde endoplazmik retikulum, mitokondri hasarları ve oksidatif stresin yer aldığı biliniyor. Bunların sonucunda ise başta endotel hasarı, pıhtılaşma sorunları, enflamasyonun tetiklenmesi, alveollerde bozulmalar dolayısıyla kanın oksijenlenmesinin bozulması, dokulara yeterli oksijen taşınamaması, bağışıklık hücrelerinin ve sinir sisteminin etkilenmesi sonucu bireylerde farklı şikayetlerle karşılaşılabiliyor. Unutmamamız gereken bir konu da, birçok kişinin hastalığının şiddetine bağlı olarak mikrobiyata dengesinin de bozulduğu. Fonksiyonel tıbbın bütüncül bakış açısıyla, Covid sonrası devam eden semptomlara nasıl yaklaşmamız gerektiğini bütün detayları ile ele alıyoruz.

Üye Ol

Abone Ol

Siteye üye olarak sunduğumuz ücretsiz içerikleri seyredebilirsiniz.

Eğer tüm içeriklere ulaşmak ve atölyelerin tamamını izlemek istiyorsanız, abone olabilirsiniz.

Parola sıfırla